Dikkat Eksikliği Nedir, Ne Değildir?

SAĞLIK 28 Kasım 2015

DEHB (dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) toplumda % 7-8 sıklığında görülen bir hastalıktır. Bu kadar sık görülmesine rağmen önemsizleştirilen, kişinin hayatını kısıtlayan, yaşam akışını olumsuz etkileyen, kişiler arası ilişkileri bozan, genetik kökenli bir hastalıktır. Dehb çocuklukta hatta anne karnında başlayan, genç erişkinlik dönemine kadar % 60-70 devam eden bir bozukluktur.

Dikkat eksiliği ve hiperaktivite birbirinden çok farklı özellikte iki bozukluk olup, beynin aynı bölgesinden kaynaklandığı için birlikte değerlendirilir. Ayrı ayrı görülebildiği gibi ikisinin bir arada görüldüğü karışık tip de vardır.

Bu yazımda Dikkat Eksikliği Bozukluğu (DEB) yaşayanları tanıtmaya çalışacağım;

Dikkat eksikliği; kişinin yaşına, bulunduğu sosyo kültürel duruma göre konsantre olmada güçlük çekme, dikkati sürdürememe ve dış etkenlerle çabuk dağılma, unutkanlık, dalgınlık, dağınıklık ve dikkat, sabır istenen işlerden sıkılma, kaçınma davranışı göstermektir.
Eğer yapılan iş zevk veren eğlence amaçlı ise pür dikkat olunur, sorumluluk ve disiplin isteyen bir iş ya da ödev ise dikkat dağınık olur.
Hiperaktivite ise; kişinin yaşına ve bulunduğu sosyo kültürel yapıya göre çok hareketli, çok konuşan, sabırsız, aceleci, yerinde duramayan bir durumun sergilenmesidir.

Dikkat eksikliği olan çocuklar her yaş grubuna göre farklı şekilde gözlemlenir. Bu gözlem öğretmenleri ile okuldaki tutumu, ebeveynleri ile evdeki ve dış ortamdaki tutumuna göre değerlendirilir.

Okuldaki dikkat eksikliğini tanımlayan örnekleri verecek olursak öğretmenlerinden şu cümleleri duyabiliriz.

-Aslında çok zeki bir çocuk ama kendisini derse vermiyor.

-Sürekli dışarıya bakıp sanki hayal aleminde dolaşıyor.

-Bedeni burada ama ruhu gezintide.

-Soru sorduğumda dinlememiş gibiyken yine de doğru cevap verebiliyor.

-Yazısı çok kötü ve düzensiz.

-Ödevlerini hep eksik yapıyor derste de defterine olmadık karalamalar yapıyor.

-Rehber öğretmeninin verdiği onlarca ders programını henüz uygulayabilmiş değil.

-Sürekli eşyalarını kaybediyor ya da evden getirmeyi unutuyor.

-Dersi kaynatıp arkadaşlarının da dikkatini dağıtıyor.

-Çoğu zaman derste uyukluyor ya da oflayıp pufluyor.

-Sırasından düşecek gibi bütün bedenini pelte gibi bırakıyor.

-Ne zaman hangi soruyu cevaplayacağını kestiremiyorum en zoru bilebiliyor en kolayı bilmeyebiliyor.

-Çoktan seçmeli sorularda çok hata yapıyor, cevap anahtarında kaydırma yapıyor.

-Sınav sorularını zamanında bitiremiyor önemsemiyormuş gibi görünüyor.

-Çok basit işlem hatası yapıp bildiği soruyu kaçırıyor.

Anne ve babasına göre dikkat eksiliği olan çocukların tanımlanması ise şu cümlelerle oluyor.

-Bilgisayar oyunlarına ya da televizyona verdiği dikkatin onda birini dersine verse zehir gibi olacak.

-Futbolcu isimlerini ezberlediği gibi çarpım tablosunu ezberlese içim yanmaz.

-Dersin başında çıtırtı çıksa dikkati dağılan çocuğu top patlasa televizyonun başında ayıramıyoruz.

-Eli işte gözü oynaşta misali ders yaparken ders dışı her şeye hakim.

-Bakkala gidip almasını istediğimiz şeylerin eksik gelmediğini hiç görmedik.

-Ders çalışmak için yaptığı hazırlık süresinin yarısı kadar çalışsa yeter.

-Odasının dağınıklığından bıktık artık.

-Hadi oğlum, hadi kızım biraz çalış demekten yorulduk artık.

-Ne zaman ders çalışmaya odasına göndersek o gün neler yaşadığını anlata anlata bitiremez.

Bu ve buna benzer benzetmelerin derecesi dikkat eksikliği bozukluğunun ağırlığına göre değişmektedir.

Dikkat eksikliğinde beynin ön tarafındaki bölge olan frontal bölgede yetmezlik vardır. Bilginin işlendiği, yönetici, yürütücü işlevselliği olan bu bölgede dopamin, noradrenalin isimli norotransmiter düzeylerinde ve geçişlerinde sorun olduğu düşünülmektedir.

Dikkat sadece konsantrasyon ya da bir şeyin üzerinde durabilmek, ders çalışabilmek değildir. Aynı zamanda planlama yapabilme, önem sırasına göre düzenleme, zamanı düzgün kullanabilme, ayırt edebilme, dikkati sürdürebilmedir.

Dikkat eksikliğinde planlama yapamama çok sık görülür. Sürekli bir ders programı çıkarma ama daha ilk günlerinde uygulayamama vardır. Anne babalar artık ders yaptırmaktan çok ders programıyla uğraşmaktan bıkmışlardır. “Bu sefer kesin uyacağım”, “Bu ay hepsini toparlayacağım”, “Artık eskisi gibi olmayacak” sözleri hep boşa çıkmıştır. Tabi ki burada dikkate değer önemli bir şey de ailesi ve öğretmenlerinin gözünde güven kaybı yaşaması ve buna bağlı olarak da kendisinde de özgüven kaybı yaşanması kaçınılmaz son olabiliyor. Bu durumda içine kapanık, kendini ifade etmekte zorlanan biri olarak dikkati çekiyor.
Çok kötü bir dönemimizde moralimizin bozuk ve zihnimizin yoğun olduğu durumlarda nasıl ki dalgın oluyorsak çocuklar için de bu böyledir. Yani depresyon ya da kaygı bozukluklarında dikkat dağılabilir ve isteksizlik olabilir. Dikkat eksikliği diyebilmemiz için artık bunun hemen her gün hissedilir bir durum olması gerekiyor. Dikkat de belli bir performans gösterilmesi gereken bir şey olduğuna göre çocuklarımıza haksızlık edip, onlarla çatışıp, mutsuz, gergin, isteksiz bir sürece sürüklemiş oluruz.

Dikkat eksikliğinde işleri önem sırasına göre koymakta da sorunlar yaşanır. Esas önemli olan işi zor geldiğinden başka işleri hep öne koyarak zaman kaybeder ve sonra hiç zamanım kalmadı deyip hayıflanmaya başlar. Yorgun düştüğü içinde esas işi yerine getiremeyip uyuya kalır.

Dikkat eksikliği olan bir çocuğa sorumlulukları hatırlatılıp yapmasını istediğinizde sanki dünya başına yıkılmış gibi bahaneler üretip kaçmaya başlar.
Peki dikkat eksikliği hepimizde azda olsa yok mu? Evet herkeste bir miktar dikkat eksikliği var ama günlük hayat akışını, eğitimi, işi, işleyişi bozacak kadar olduğu zaman mutlaka tedavisi gerekir. Her zaman ilaç kullanmak tek koşul mu dersek elbette ki bazı davranışlar ve yeni alışkanlıklarda bir yere kadar faydalı olur, aile desteği etkindir. Ama ilacın etkin olduğu bir durumda mutlaka ondan  faydalanmak lazım.

Dikkat eksikliğinde nasıl bir tedavi izlendiği, ailelerin nasıl bir tutum sergilemesi gerektiği, kullanılan tedavi ilaçları için yanlış bilinen bilgileri “Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Tedavisinde Doğru Bilinen Yanlışlar” adlı yazımdan okuyabilirsiniz. Ayrıca hiperaktivite ile ilgili detaylı bildiyi “Hiperaktivite Nedir” adlı makalemden okuyabilirsiniz.

Psikiyatrist Uzm. Dr. Zengibar Özarslan

İnönü Ünv. Tıp Fakültesi mezunu olan Zengibar Özarslan, psikiyatri uzmanlığını Vakıf Gureba Hastanesi’nde (Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi) tamamlamıştır. Aktif olarak 12 yıldır tıp doktoru olarak çeşitli hastanelerde görev alan Zengibar Özarslan, özellikle bilişsel ve davranışsal terapi, çözüm odaklı terapi, aile terapisi, cinsel işlev bozuklukları ve EMDR travma terapisi ile ilgilenmektedir. Yayın: Depresyon Hastalarının Stresle ile Başa Çıkma Stratejileri (Marmara Medical Journal 2014)
Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sorry, comments for this entry are closed at this time.