Erkekte Sertleşme Bozukluğuna EMDR Tedavisi

SAĞLIK 26 Aralık 2015

Cinsel sertleşme sorunu erkek cinsel işlev bozuklukları içerisinde sık görülmesine rağmen iktidarsızlık adı altında ki etiketten dolayı beklenenden daha az yardım istenilen bir sağlık başvurusudur.
Sertleşme bozukluğu halk arasında daha çok psikolojik olduğu düşünülse de sıklıkla yaş, diyabet, damar hastalıkları gibi birçok sebebin sonucu olarak karşımıza çıkar.  Cinsel işlev bozuklukları ruh sağlığı hastalıkları olan depresyon, kaygı bozukluğu ve psikotik tabloların sonucunda da görülür.

Bazen de yaşanılan, başarısız görülen cinsel deneyimler sonrası travmatize olarak süreğen hale gelmiş cinsel işlev bozukluğudur.

Öncelikle çok değişken olduğu düşünülse de erkekte cinsel yanıt döngüsünün evrelerinin nasıl olduğunu bilmemiz lazım. Birinci evre cinsel istek evresi; cinselliğin arzulanması, istenmesi, uyaranlara açık hale gelinebilmesi için duygusal yönü ağır basan psikolojik hazırlanma evresidir.

İkinci evresi; uyarılma evresi olup fiziksel ya da düşünsel, görsel, işitsel, fantastik imajlarla penisin sertleşmesi için gerekli hormanal aktiviteyi güçlendiren, cinsel gerilimi başlatan evredir.

Üçüncü evresi; gerekli, sürdürülebilir cinsel uyarana karşılık cinsel arzuyu, orgazm noktasına kadar taşıyan zevk verici uzun tutulması istenen plato evresidir.

Dördüncü evresi; uyarı yeterli ise en yüksek nokta da karşı konulamaz penis tabanı pelvik taban kaslarının kasılması ve sperm meni sıvısının sempatik aktivite ile 0.8-1 saniyelik ortalama üç- dört güçlü kasılma sonrası idrar yolundan dışa atılması yani boşalma- orgazm evresidir.

Son olarak da penisin ereksiyonunun sonlandığı, cinsel gerilimin yavaşça düştüğü çözülme evresidir. Bundan sonra yeniden cinsel ilişki olabilmesi için kadınlardan farklı olarak kişiye göre değişen refraktör yani cinselliğe hazırlanma dönemine girilir. Tüm bu evrelerin oluşumuyla psikolojik hissedilen duruma cinsel doyum diyebiliriz. Bu hassas döngünün erkekte bozulduğu durumlarda en çok görülen cinsel işlev bozuklukları ise;

1) Erken boşalma yani istemsiz boşalma
2) Serleşme bozukluğu
3) Düşük cinsel istek
4) Geç boşalma

Bu cinsel işlev bozuklukları eğer ilk cinsel birleşme sonrası ve sürekli ise yaşamboyu/primer, sonradan ve devam edense edinilmiş/sekonder, tüm cinsel etkinliklerde görülüyorsa (mastürbasyon, farklı partner, aynı partner gibi) yaygın, bazı cinsel etkinliklerde ya da partnerlerle görülüyorsa durumsal olarak tanımlanır.

Bu kadar tanımlamadan sonra sertleşme bozukluğu için eşli cinsel ilişkinin tamamına yakınında sertleşmeyi sağlamada ya da sertliğin derecesinde azalma yaşanıyorsa ve bu belirtiler en az 6 aydır devam ediyorsa, kişide stres oluşturmaya başlamışsa tanı konabilir.

Sertleşme sorunu, cinsel isteksizlik ve erken boşalma birbirini tetikleyen bazen hangisinin önce başladığı kestirilemeyen iç içe geçmiş bir hal alabilir. Serleşme sorunu ciddi bir performans kaygısı olduğu için başarısızlık, beceriksizlik gibi olumsuz inançlarla beslenip kaygının tüm belirtilerini gösterebilir. Bu da kısır döngünün oluşmasına sebep olur. Öncelikle yaşla birlikte ki bu süreç 40 yaşlarında başlayıp sertleşmenin eskisi kadar hızlı, kolay, uyaran süresi ve çeşidi değişikliği ile istenildiği gibi olmayacağı bilinmesi lazım. Yaşla birlikte görülen tıbbi hastalıkların penise giden damar ağının ilk etkilediği yerlerin başın da olduğunu düşünürsek erken teşhis hastalıklar için sertleşme sorunu önemsenmesi gereken bir hal alacaktır.

Yine de bununla ilgili tıbbi ve psikolojik desteklerle uygun sertleşme yakalanmaya çalışılır. Yaşla birlikte sertleşme sorununun kaygısı ters orantılı olarak düşer. Çünkü yaşla birlikte beklentilerde de düşme başlar.

Eğer mastürbasyonla sertleşme sağlanıyorsa ya da sabah sertliği varsa genelde tıbbı sorunlar ekarte edilebilir. Bu durum da sertleşme sorunu psiklojik yönden değerlendirilir. Mastürbasyon da dahi sertliğin sağlanamadığı psikolojik kökenli sorunlar olabilir. Ağır depresyon, kaygı bozuklukları, kişilik bozuklukları, cinsel travmalar gibi. Bu durum tedavide daha büyük zorluklar çıkarabilir.
Erkeklerde sertleşme zorlukları sıklıkla cinsel birleşme kaygısı, başarısız olma korkusu, mitler, eşler arasında çekicilik kaybı, eşinin gebe kalması kaygısı, riskli korunma yöntemleri( geri çekme gibi) suçluluk, utanma, özgüven düşüklüğü, travmatik çocukluk çağı, cinsel istismar, partneri tatmin edememe- performans kaygısı, yetersiz cinsel uyarılma ya da cinsel istekte azalma olması ile görülebilir.
Çok küçük bir sebep bile yanlış alarmla, olumsuz düşüncelerle bir anda kabusa dönüşebilir. Yetersiz cinsel bilgi, erkekler için cinsel mitler konuşulamayan sonrasında da büyüyen bir cinsel sorunla evlilik ilişkilerinin bozulduğu, depresyon, kaygı bozukluğu gibi ruhsal hastalıkları da beraberinde getirir.

sertleşme-sorunu

Gelelim sevimsiz mitlerimize…

*İlk olarak “erkeklerin morali bozuk dahi olsa, yorgun, aç susuz bile olsa penisine dokunulduğu anda sertleşip çelik gibi olması gereken er meydanının güçlü pehlivanı” olması beklenir. Oldu ya cinselliği teklif eden kadınsa mahçup edilmeyip gereği yerine getirilmeli. Yok getirilmez ise hayır deme cürreti cinsel isteği olmayan, başı ağrıyan kadınla bir tutulabilir ki ‘’sen de erkek misin yazıklar olsunlar’’ beden diliyle gösterilir. O halde erkek istemiyorsa uygun dille söyleyebilmeli ki performans kaygısını aşabilsin. Cinsel istek olmadan her zaman sertleşme beklenemez.

*Bir diğeri “erkek sekste sorumluluğu almalı, ırgat gibi çalışıp, takdir beklemeli”. Elbette ki bu isteğin karşılandığı haz veren deneyimler olabilir ama kadının cinsel isteğine uyaran verip, ıslanıp, hazırlanması gibi erkeğinde istediği uyaranlarla sertleşip, kadının da yönlendirdiği, edilgen olduğu, haz veren deneyimlere ihtiyacı var. Tek taraflı seks aşk usandırır desek buraya gider sanırım.

*Başka bir mit ise “seks demek cinsel ilişki demektir”. Bu durum da sert bir penis yoksa “hiç dokunmayalım hatta sırtımızı dönüp yatalım ki ilgi gösterirsem beklentisini karşılayamam”. Bu durum hem kadın hem erkek için geçerli. Seks demek cinsel doyum demektir. Bunun için vajen penis girişi her zaman olmak zorunda değil. Bu kaygı “başarısız olacağım, suçlanacağım belki de aşağılanacağım” hisleriyle sertleşme sorunu yaratabilir.

*En korkulan mitlerden biri de ”Eğer sertliğini koruyamıyorsan bir daha denemeye kalkma işe yaramaz”. Çünkü hem partnerin çekici bulunmadığı, onun arzulanmadığı, hem de başarısızlık ve beceriksizlikle suçlanacağı kaygısını yaşatır. Cinsel uyaran yeterince tekrardan verildiğinde penisin sertleşmesi sıklıkla gözlemlenir. Yeter ki bunun nasıl olabileceği çiftler arasında rahatlıkla konuşulabilsin, kaldı ki her zaman başladığı gibi bitmesi gerekli değil.

* İşte bir mit daha “iyi bir seks için erkeğin ve kadının mutlaka orgazm olması lazım”. Bu kaygının sertleşme olduysa orgazmla sonuçlanmalı yoksa biri diğerine ilgisizdir anlamı çıkarılabilir ki bu da performans kaygısı yaşatabilir. Sonuçta sertliğini fizyolojik olarak koruyamayan erkek kendisini suçlamaya başlar.
Daha birçok mit sayılabilir burada önemli olan bu mitlerin biz de bıraktığı olumsuz etkilerinin travmatize olmasıyla kaçınma davranışlarının başlamasıdır. Doğru bilinen yanlışlarla çiftler arası çatışma başlar ve cinsellik bu çatışmanın ortasında kaybolup gider. Her ilişkinin kendi için de özgün, özel bir cinsel ilişkisi olabilmesi için cinselliklerini tanımalı ve isteklerinin yargılanmayacağı güveniyle paylaşıp deneyimlemeleri gerekir. Uygun yer, zaman ve kişi ile cinsel sorunlar mutlaka aşılacaktır
Erkek cinselliği ataerkil toplumlar için gücü temsil eden, dik duruşuyla taviz vermeyen, sonsuz itaat ve biat beklentisiyle kasım kasım kasılan, şımaran, köyün ağa çocuğu hayalidir. Bu beklentinin karşılanamadığı bir cinsellik hayal kırıklığı yaratabilir. Bize yüklenen öğretiler cinsellikte patlak verir ki bu da ilişkilerin olumsuz etkilenmesine sebep olabilir.

Sertleşme sorunu ile ilgili bir vaka örneği vererek devam edelim…

Danışan: 30 yaşındayım. İki yıldır evliyim. Tekstil de makine işçisiyim. Şu anki şikayetim sertleşmemin olmaması olsa da yeterince sertleşmem olmuyor. Cinsel ilişkiye giremiyorum. Tüm vücudum, bedenim kasılıyor, geriliyorum, bedenen rahat değilim. Dışarda karımla gezerken elini tutuğumda hep gerginsin, vücudun kazık gibi, rahat değilsin diyor. Cinsel ilişki sırasında yine olmayacak diye düşünüp, beden gücüm, direncim düşüyor. Tam manasıyla kendimi veremiyorum. Eşimi seviyorum, beğeniyorum ama beni artık suçlamaya başladı. Sen nasıl erkeksin diyor. Geçenlerde kavga ettiğimizde yatakta yapamıyorsun ama bağırıp, çağırıp, diklenmesini biliyorsun dedi. Ön sevişme olmasına rağmen yeterince sertleşmem olmuyor, aklıma hep bir şeyler takılıyor. Üroloji doktoruna gittim testler yaptı, bir şeyin yok psikolojik dedi. İlaç verdi sertleşmem artsın diye ama işe yaramadı. Aslın da bu sorun askerden sonra başladı. Kız kardeşime ben askerdeyken taciz etmişler. Bunu duyduğum da bir şey yapamıyorum diye kafaya taktım. Hep aklımdaydı hiç çıkmıyordu. Onlardan intikam alacağım hayalleri kuruyordum. Şimdi çok aklıma gelmiyor ama bu sefer de niye sertleşemiyorum diye takıntı yaptım.  Mastürbasyon da bile aynı şeyleri yaşıyorum. Askerden önce böyle değildim. Günde üç dört defa mastürbasyon yapardım.

Serleşme sorunun da tedavi olarak önce mevcut tıbbi sorun varsa tedavisinin yapılması, çiftler arası çatışma ya da erkeğin psikolojik sorunları varsa giderilmesi gerekir. Son yıllarda EMDR Terapisinin (EMDR makelesini okuyabilirsiniz) cinsel işlev sorunlarının tedavisinde etkin olduğunu gösteren deneyimler vardır. Kişinin travmatize ettiği sertleşme sorunu, yaşadığı anı ağının olumsuz tüm hisleri, beden duyumları, tetikleyicileri EMDR seansları ile kaygı düzeyi düşürülüp, davranış ödevlerine daha uygun hale getirildiği görülmüştür. Bazen sadece sertleşme sorununa zemin hazırlayan anılar EMDR ile çalışıldığında sertleşme sorununun ortadan kalktığı görülür.

Psikiyatrist Uzm. Dr. Zengibar Özarslan

www.adeldanismanlik.com

İnönü Ünv. Tıp Fakültesi mezunu olan Zengibar Özarslan, psikiyatri uzmanlığını Vakıf Gureba Hastanesi’nde (Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi) tamamlamıştır. Aktif olarak 12 yıldır tıp doktoru olarak çeşitli hastanelerde görev alan Zengibar Özarslan, özellikle bilişsel ve davranışsal terapi, çözüm odaklı terapi, aile terapisi, cinsel işlev bozuklukları ve EMDR travma terapisi ile ilgilenmektedir. Yayın: Depresyon Hastalarının Stresle ile Başa Çıkma Stratejileri (Marmara Medical Journal 2014)
Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sorry, comments for this entry are closed at this time.