Kanun Karşısında Aile ve Aile İçindeki Bireylerin Hakkı

HABERLER, KADIN 26 Ekim 2015

Çekirdeğinde bir kadının daima hayatlarını birleştiren bir erkekle bulunduğu, en küçük toplum düzenidir.

Aile aynı soydan gelen, karşılıklı haklarla, görevlerle birbirlerine bağlanan fertlerin meydana getirdiği topluluktur. İnsanlık tarihi boyunca, çeşit­li sosyal ve ekonomik etkenler altında, bazan çok genişlemiş, bazan daralmıştır. Fakat, dai­ma, çekirdeğinde, hayatlarını birleştiren bir erkekle kadın bulunmuştur.

Aile, toplum kuruluşlarının en kü­çüğüdür. Milletler, bağlı oldukları dinlerin, geleneklerin, ekonomik şartların, tabiat çevresinin, iklimin etkileri altında çeşitli aile tipleri meydana getirmişlerdir.

Aüede, hemen her yerde, eski çağ­larda, erkek üstün sayılmış, kadına ikinci plânda yer verilmiştir, çok de­fa kadının aile içindeki durumu pek düşük olmuştur. Bununla birlikte kadının üstün sayıldığı çağlar, ülke­ler de görülmüştür.

Bugün «aile» denilince karı-ko­ca, bir de, varsa çocuklardan mey­dana gelen birlik anlaşılır. Bu çe­kirdeğin çevresinde, kandan, ya da kanundan doğan akrabalık­lar, iç içe daireler halinde aile ortamım genişletir: Ev­lilik bağı ile birleşen kadın­la erkeğin kurduğu ailenin çevresinde, kadının ana-ba- bası, kardeşleri, erkeğin ana-babası, kardeşleri ilk akrabalık halkasıdır. Yeni ailenin çocukları olunca, bunlar doğrudan doğruya aüenin bünyesine girerler Çocuklarla analarının, ba­balarının aileleri arasında da bağlar doğar. Çocuklar evlenip ayrı aileler kurun­ca, kendi aileleriyle, yeni girdikleri aileler, akraba ha­line gelirler.

Bugün aile, dinsel, mistik baskılardan, hattâ gelenek­lerin etkisinden kurtulmuş, ufak bir toplum olmuştur.

Aile kuran erkeklerle kadın, kendi ailelerinden kopar, sosyal, ekonomik bakımlar­dan tamamiyle bağımsız bir birlik meydana getirirler. Aile­leriyle olan münasebetleri hissi ve kanuni bağlardan ibaret kalır. Ye­tiştirdikleri çocuklar da, kendileri gibi, evlenme suretiyle, hatta evlen­meden önce bile çalışma hayatına atılarak, aile ocağını bırakırlar.

Aile kurmak üzere evlenmek isti- yen erkek 17 yaşını, kız da 15 yaşını tamamlamış olmalıdırlar. Yalnız, evlenenler, 18 yaşını bitirmemişse­ler, ana-babalarının iznini almak zo­rundadırlar. Çok yakın kan akraba­ları evlenmezler.

Evlenme antlaşmasını ya belediye başkanı, ya da vekil ettiği bir me­mur, köy muhtarı yapar. Bu andan başlayarak aile birliği doğar.

Koca, aile birliğinin başıdır. Otu­rulacak yeri bulmak, kadının, ço­cukların bakımını sağlamak kocaya aittir. Kadın, kocasının soyadını taşır.

Evlilik sırasında, ya da evlilik ba­ğının kopmasından (boşanmadan) sonra 300 gün içinde doğan çocuğun babası, kocadır. Evlilikten 180 gün sonra doğan çocuğu koca reddede­mez. Bunlara, nesebi sahih çocuk denilir. Evlilik dışında doğan çocu­ğun anasıyla babası evlenirlerse, ço­cuğun da nesebi düzelir.

Nesebi sahih çocuk, babasının so­yadını taşır, onun yurttaşlık hakla­rını kazanır, mirasçısı olur.

Çocuğun bakımı, eğitimi için ge­rekli masraflar, ana-babaya aittir. Çocuğun velisi ana-babasıdır. Çocu­ğun eğitimi, öğretimi, dini terbiyesi hususunda anlaşamazlarsa, babanın oyu üstün sayılır. Ana-baba, velâyetleri (velilik durumları) devam ettiği sürece, çocuğun mallarını idare ederler.

Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan anasına, babasına, onların analarıyla babala­rına, kendi çocuklarına, torunlarına, kardeşlerine yardım etmekle ödev­lidir. Bu yardımı yapmazsa, kanun, onu bu yardıma zorlar. Bu yardıma, nafaka denilir. Nafaka, yardımla ödevli kimsenin malî durumuna gö­re, yardım görecek olanın geçimine yetecek miktarda olmalıdır.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sorry, comments for this entry are closed at this time.