Salgın Hastalıkların Önemli Koruyucusu Aşının Önemi

SAĞLIK 17 Aralık 2015

Aşılar insanları, hayvanları bulaşıcı hastalıklardan korumak için başvurulan tıbbi çarelerden biridir. Vücutta bazı has­talıklara karşı bağışıklık (muafiyet) sağlamak için o hastalığın ya mikrobundan, ya da mikrobun toksininden hazırlanmış özel aşılar kullanılır. Aşının içinde bulunan mikropların hastalık yap­ma kabiliyeti yok edilmişse de bunların gene de vücutta antikor adı verilen bağışıklık, direnç (mukavemet) cisimleri meyda­na getirmek için yeter kudreti vardır.

Antikorların meydana gelmesini sağlayan maddelere de antijen denir.

hamilelikte-aşı

Bakteri, virüs cinsî mikroplardan, onların toksinlerinden hazırlanmış antijenler belirli aralıklarla, yeter miktarlarda vücuda verilirse o anti­jene karşı vücutta özel antikorlar meydana gelir, böylece bağışıklık el­de edilmiş olur. Aşılanmadan bir sü­re sonra hastalığın mikrobu orga­nizmaya girecek olursa bu antikor­lar mikrobu etkisiz hale getirir, böy­lece hastalıktan korunmuş oluruz.

Aşının Bulunmasında Türkler’in Dünya Tıbbına Yardımı Nelerdir?

Tıpta ilmî usullerle aşıyı ilk uygulayan Edward Jenner (1749-1823) adında bir İngiliz doktoru olmuştur. Yalnız, tıp biliminin bu faydalı bulu­şu kazanmasında Türkler’in büyük payı vardır. E. Jenner’den çok önce Türkler çiçek hastalığına karşı ko­runmak için bazı usullere baş vuru­yorlardı. Bu da bir tesadüf eseri bu­lunmuştu: Çiçek salgınında binlerce insanın hastalığa yakalanıp ölmeleri­ne karşı, Edirne yakınlarındaki köy­lülere hemen hemen hiçbir şey olmu­yordu. Bunun sebebini kimse anlamı­yordu. Gerçek ise şuydu: Aslında inekler de çiçeğe benzer bir hastalı­ğa tutuluyorlardı. Bu ineklerin me­melerinin çevresini içi cerahat do­lu birtakım sivilceler sarıyordu. İnek­leri sağan köylülerin ellerindeki çat­laklardan içeri bu sivilcilerin içinde­ki cerahatler, yani irinle karışık öl­müş mikroplar giriyordu. Böylece, köylüler sanki aşılanmış gibi hasta­lığa karşı bağışıklık kazanıyorlardı.

O zamanki İngiliz büyükelçisinin eşi Lady Montague bunu görmüş, bir mektupla İngiltere’ye yazmıştır. Dr. Jenner böyle bir şeyin doğru olup ol­madığım anlamak üzere denemelere başladı, başarılı sonuçlar elde etti. Sonunda çiçek aşısı, dolayısiyle tıp aleminde aşı, ilk defa olarak Jenner tarafından bulunmuş oldu.

aşılar2

Aşı Niçin Yenilenir?

Bugünkü tıpta birçok hastalıkların aşısı vardır. Bu aşılar değişik usul­lerle hazırlanır. Hastalık yapma kuv­vetleri azaltılmış canlı mikroplarla, öldürülmüş mikroplarla, kuvveti azaltılmış mikrop toksinleriyle ha­zırlanmış aşılar salgın yapan bulaşı­cı hastalıklardan korunmanın en emin yoludur.

Bağışıklık aşının ilk şırıngasından sonra başlarsa da en yüksek seviye­sine son aşıdan bir iki hafta sonra ulaşır. Vücutta meydana gelen bu ba­ğışıklık hep aynı kuvvette sürüp git­mez, zamanla azalır. Yalnız, bütün bütün kaybolmaz. Bir süre sonra aşı yenilenirse, vücutta yeniden, hattâ eskisinden daha çok antikorlar mey­dana gelerek bağışıklık uzatılmış olur. Aşıların verdiği bağışıklık süre­si bitmeden önce son aşı dozu (mik­tarı) tekrar edilerek yapılan bu aşı­lamaya rapel aşısı denir. Rapel aşı­sının zamanı geçmişse, aşılama bü­tün dozlariyle yeni baştan yapılır.

Aşılar belirli aralıklarla, belirli dozlarla uygulanır. (Aşağıda her aşı anlatılırken bu aralıklar, kaç defada, ne miktarda verileceği ayrı ayrı be­lirtilecektir.)

Aşılar, vücutta, hangi hastalığa karşı hazırlanmışlarsa o hastalığın hafif, küçük bir örneğini meydana getirdiklerinden önceden bulunan bazı hastalıkların gidişi üzerinde kamçılayıcı, zararlı etkileri olabilir. Bundan dolayı, ateşli hastalıklar, kalb, karaciğer, böbrek yetmezlikle­ri, yaygın deri hastalıkları olduğu zaman aşı ya hiç yapılmamalı, ya da gerekli tedbirler alınarak uygulanma­lıdır.

aşılar

Nasıl, Ne Zaman Zararlı Olabilir

Hiçbir aşı, o hastalığa karşı yüzde yüz bağışıklık Vermez. Aşının antijen kuvvetine, vücudun antikor yapabil­me kabiliyetine, vücudun direncini kıran çeşitli hastalıklara, yorgunluk­lara göre bağışıklık kudreti değişik­likler gösterir. Bağışıklığın iyice doğ­madığı, ya da yeterli dereceden aşa­ğı düştüğü durumlarda, bir kimse, aşılanmış olmasına rağmen, hastalı­ğa yakalanabilir. Yalnız, genel ola­rak, aşılılar hastalığa yakalansalar bile oldukça hafif geçirirler.

Aşı Dozları

Genel olarak, atı yaşına kadar ço­cuklarda büyük dozunun dörtte biri, on iki yaşına kadar olanlarda yarısı yapılır. Yeni doğan çocuklar, plasenta (son) aracılığı ile, anneden gelen antikorları almış olduklarından, 34 aylık oluncaya kadar yapılacak aşı­lanmanın pek etkisi olmaz. Altı ay­lık olduktan sonra yapılacak ilk aşı­lanmada en az tiç doz uygulanmalı, 7-12 ay sonra destekleyici bir enjek­siyon yapılmalıdır. Bu destekleyici doz, yeterli bir bağışıklık için gerek­li temel aşılanmanın bir kısmı sayı­lır. Daha sonra, zamanı gelince, rapel aşısı yapılarak bağışıklık devam ettirilir. Aşıların bir kısmı ya deri altına, ya da kas içine şırınga edilerek, bazı­ları ağızdan içilmek suretiyle, çiçek aşısı da deri çizilerek yapılır. Deri al­tı şırıngaları için en uygun yer ko­lun üst dış kısmıdır. Bununla birlik­te, göğse, sırtta kürek kemiklerinin arasına, karın derisi altına da yapıla­bilir. İğne yapılmadan önce cilt ya alkolle, ya da tentürdiyotla temizle­nir. Şırınga kaynatılmış olmalıdır. Şırınganın, iğnenin temizlenmesi için dezenfektan bir madde kullanıl­ması doğru değildir, çünkü aşı bozu­labilir.

Nurse giving small boy a shot.

Boğmaca Aşısı

Boğmaca özellikle çocuklar ara­sında salgınlar yapan bir hastalıktır. Çocuğa üç aylıktan başlıyarak boğ­maca aşısı yapılabilir. Bir santimet­re küb ampullerden gün aşırı 3-4 tane cilt altına şırınga etmekle bir yıl sü­ren bir bağışıklık elde edilir. Bağışık­lık tam değildir, aşılananlar içinde hastalığa yakalananlar olabilir; an­cak, hastalığı çok hafif geçirirler.

Çiçek Aşısı

Çiçek aşısının bağı­şıklık verme kuvveti bü­tün aşıların üstündedir, îçinde canlı virüs bulu­nan bir aşıdır, beş yıl kadar bağışıklık verir. Yeni doğmuş çocukların altı ay içinde çiçek aşısı olmaları, bundan son­ra otuz yaşma kadar her beş yılda bir aşılanma­ları kanunlarımıza göre mecburidir. Salgın za­manlarında beş yıllık sü­re beklenmeden hemen yeni bir aşı yapılabilir. Otuz yaşından sonra da çiçek aşısı olmak gerek­lidir.

Aşı Yaparken Dikkat Edilecek Noktalar 

Çiçek aşısı için en uy­gun yer kolun dış yüzü­nün üst kısmıdır. Ön ko­lun (bilekle dirsek ara­sının) dış kısmına da yapılabilir. Büyüklerde bacak derisine yapılabi­lirse de küçük çocuklar­da bundan sakınmalıdır. Aşı yerinin dışkıyla, idrarla kirlen­mesi iltihaplara yol açar. Çiçek aşısı­nın yapılacağı yere alkol de, tentür­diyot da sürülmez, çünkü bu mad­deler aşıya bulaşınca aşı kuvvetini kaybeder. Bu iş için gerekirse eter kullanılabilir. Derinin sabunla yıkan­ması çok defa yeter. 

aşı

Aşılama için lanset adı verilen özel bir çakı vardır; iğne, ya da buna benzer bir alet kullanı­labilir. Deriyi çizmeden önce lanset, iğne alev­den geçirilerek mikrop­suz hale getirilir. Böylece, aşı yeri de, lanset de hazırlandıktan sonra deriye bir santimetre uzun­luğunda yan yana bir­kaç çizik yapılır. Bunu yaparken kan çıkmama­sına son derece dikkat etmelidir. Çiziklerin üze­rine bir damla aşı konur, lansetin ucuyla bu dam­la yayılır. Aşı kuruyuncaya kadar üstüne bir şey değmemelidir. Ku­ruması beklenemezse birkaç saat için aşı yeri bir kaşe (güllâç) ile ka­patılabilir. Açık tutulur­ken aşı yerinin kirlen­memesine dikkat edil­melidir. 

Çiçek aşısı yapıldık­tan üç gün sonra aşı ye­rinde kızarma, şişmeyle birlikte ufak bir kabarcık belirir. Be­şinci gün kızartı iyice yayılır. Altıncı gün kabarcığın içi sıvı dolar, sekizin­ci gün bu sıvı irin şeklini alır. On bir, on ikinci günlerde kırmızılık sönme­ye, kabarcık kurumaya başlar, on dördüncü günden sonra kabuğu dü­şerek aşı yerinde iz kalır. 

Aşı Bazen Niye Tutmaz? 

Daha sonraki aşılanmalarda deği­şik belirtüer görülür. Çoğunlukla ka­bartı daha erken çıkar, daha kısa za­manda söner. Aşı tepkileri de ilk aşı kadar şiddetli olmaz.

Çiçek aşısı bazan tutmaz. Bu ya aşı­nın etkisini kaybetmesinden, ya aşı­nın iyi yapılamamasından, ya da o kimsede bağışıklığın sürmekte olma­sındandır. Aşı yerine konan aşı dam­lasına yeteri kadar virüs düşme­miş olması da buna yol açabilir. Bunların hiçbirisi olmadan da bazan ancak ikinci, hattâ üçüncü defada tu­tan aşılar olabilir.

Çocuk Felci Aşısı

Çocuk felci (poliyomiyelit) virüsü ancak canlı dokular üzerinde ürer. Bunun için, yıllarca, bu hastalığa kar­şı aşı yapılamadı. En sonunda, 1949′ da, virüsün doku kültüründe üretil­mesi başarıldı, böylece aşının yapı­labilmesi sağlandı. İlk olarak, Ameri­kan tıp bilginlerinden Dr. Saik, ken­di adiyle anılan çocuk felci aşısını yaptı. Saik aşısı 1954’te insanlara uy­gulanmaya başlandı. 1955-1960 ara­sında beş yılda yüz milyonu aşkın kimseye aşı yapılmış, hiçbirinde önemli bir arıza olmamıştır. Daha sonra, sabin aşısı bulundu.

Yeni doğan çocuklar annelerinden antikor aldıkları için 4-5 aylık olun­caya kadar çocuk felcinden korun­muş olurlar. Altıncı aydan başlayarak antikorlar gittikçe kaybolduğu için, çocuğun aşılanması gerekir. Hastalığa her yaşta yakalanmak ihti­mali vardır. Bunun için, aşının ileri yaştakilere de yapılması faydalıdır.

Saik Aşısı: Temel aşılanmada deri altına bir ay arayla birer ampul şırınga edilir, 7-12 ay sonra destekle­yici doz olarak bir ampul daha yapı­lır. Rapel aşıların yapılma şekli he­nüz kesin olarak tayin edilmemiş­tir. Genel olarak destekleyici dozdan 3-4 yıl sonra rapel aşı yapılması tav­siye edilmektedir.

Sabin Aşısı: Hastalık yapma ka­biliyeti azaltılmış canlı virüslerle ha­zırlanmış bir çocuk felci aşısıdır. Ağızdan verilir. 1958’den beri bütün dünyada 300 milyon çocuk üzerinde uygulanmış, bugüne kadar her hangi bir arıza olduğu görülmemiştir.

Aşı eriyik halinde, 5 santimetre küplük şişelerdedir, rengi pembemsi­dir. Çocuklara şeker üzerine damla­tılarak verilir. Bir defada 0,1 sm. küb miktarında verilir. Aşılanma 1,5 ay ara ile 2 defada tamamlanır. Aşı tatbikma 4 aylık çocuktan başlan­maktadır. Halen Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından geniş ölçüde sabin aşısı tatbikatı yürütülmekte, 4 aylıktan 12 yaşına kadar olan ço­cuklara uygulanmak­tadır.

Dizanteri Aşısı

Değişik dizanteri basillerinin cins­lerine göre hazırlanır. Bir santimet­re kübünde öldürülmüş 500 milyon basil vardır. Ya 0,5-1-2 santimetre küb olarak birer hafta arayla üç de­fada, ya da 1-2 santimetre küp olarak bir hafta arayla iki defada yapılır. Bağışıklık süresi altı aydır.

Bugün dizanteri aşısı değerini kay­betmiştir. Çünkü aşı yeter derecede etkili değildir; ayrıca dizanteri teda­visinde kullanılan ilâçlar da gelişmiş, aşıya lüzum kalmamıştır.

aşı 2

Difteri Aşısı

Zararlı etkileri yok edilmiş, anti­jen kudreti yüksek toksinden hazır­lanmış bir aşıdır. Yıllarca süren bir bağışıklık sağlar. 1-2 yaş arasındaki çocuklar aşılanabilir. Önce 0,5 santi­metre küb, iki hafta sonra 1 santi­metre küb, 2 hafta sonra da 1,5 sm. küb deri altına şırınga edilir. Bu aşı ortlama olarak 4-5 yıl kadar süren bir bağışıklık verir. Okul çağına ge­len çocuğa 1 sm. küb daha şırınga etmekle bağışıklık devam ettirilir. Salgınlar sırasında rapel aşısının yapılması faydalıdır. Rapelin daha sık yapılmasında her hangi bir mahsur yoktur.

Karma Aşılar

Aşılar ayrı ayrı yapıldığı gibi bir- birleriyle karıştırılarak da yapılabi­lir. Buna karma aşı denir. Karma aşılar birçok faydalar sağ­lar. Zaman, emek bakımmdan ver­diği kazanç yanında en önemli nok­ta karma aşıların vücutta daha kuv­vetli bağışıklık meydana getirmesi­dir. Bu bağışıklık aşıların teker te­ker yapıldıkları zamandakinden etki­lidir.

Karma aşıların başlıcaları şun­lardır:

Tifo-tetanos karma aşısı; tifo-dif- teri karma aşısı; tifo- difteri-tetanos karma aşısı; difteri-boğmaca-teta- nos karma aşısı. Bu aşılar genel ola­rak, 2-3 hafta arayla 0,5-1-1,5 sm. küb deri altına şırınga edilir. Son dozun her yıl yenilenmesiyle rapel aşıları yapılmış olur.

Kolera Aşısı

Santimetre kübünde 2 milyar öldürülmüş. Ko­lera mikrobu (vibriyon) vardır. Bir hafta arayla 1 ve 2 cm. küp deri altına şırınga edilir. Bağışıklık süresi 6 aydır. Bir yerde kolera çıkarsa, komşu ülkelerde kolera salgın halini alırsa, ya da şüpheli kolera salgını olup ol­madığı bilinmeyen yabancı bir yere gidilecekse aşı olmalıdır. Tehlike de­vam ediyorsa 6 ay dolmadan rapel aşısı yapılmalıdır.

Kuduz Aşısı

Kuduz olmuş, ya da olabilecek hay­vanlarla temas edenlere de, bu hay­vanların ısırdığı kimselere de yapılır. Kuduz aşısını Fransız tıp bilgini Pas- teur bulmuş, 1886’da ilk defa kullan­mıştır. Bugün bu aşı bizde, virüs şı­rınga edilerek hastalığa yakalatılan tavşanların beyninden elde edilmek­tedir.

Aşı tatbikatı: 1) Hafif, 2) Kuvvetli, 3) Olağanüstü olarak Uç şekilde ya­pılır.

Hafif Tedavi: 14 gün sürer. Ku­duz olabilecek bir hayvanla temas etmiş kimselere, ayrıca kuduz bir hayvanın ısırdığı kimsede baş bölge­sinden uzak yerlerde hafif ısırıklar varsa onlara yapüır. Günde 2 santi­metre küb karın derisi altına şırın­ga edilir. Beş yaşma kadar olan ço­cuklara bunun yarısı yapılır.

Kuvvetli Tedavi: 20 gün sürer. Günde büyüklere 4 sm. küb, beş ya­şına kadar olanlara yarısı şırınga edilir. Kuvvetli tedavi şu kimselere uygulanır: Isırıldıktan beş gün son­ra baş vuran hafif yaralılar; yalnız hayvanla temas edenler; baş, boyun, el, ayak ısırıkları olanlar; nerede olursa olsun derin, parçalanmış, ya da çok geniş yaraları bulunanlar.

Olağanüstü Tedavi: 24 gün sü­rer, büyüklere günde 6 sm. küb, beş yaşına kadar olan çocuklara bunun yarısı yapılır. Bir hayvan çok sayı­da kimseyi ısırmışsa, kuduz hayvan kurt, çakal gibi yırtıcı hayvanlardan- sa, yara başa çok yakınsa bu tedavi­ye gidilir. Kuduz aşısı yapılan bir kimse yor­gunluktan, şoğuk almaktan, ağır iş­lerden sakınmalı, uzun müddet al­kollü içki kullanmamalıdır.

Menengokok Aşısı

Santimetre küpünde 2-4 milyar ölü bakteri vardır. Ya birer hafta arayla 0,5-1-1,5 sm. küp olarak üç defada, ya da 1-2 cm. küp olarak iki de­fada yapılır. Menengokoklardan ileri gelen menenjit salgınları olduğu zaman topluluklara yapılması faydalıdır.

Tetanos Aşısı

Bu aşı da toksinden hazırlanır. 0,5-1-1,5 cm. küp olarak ikişer hafta arayla üç defada yapılır. Bir yıl ba­ğışıklık verir. Yıl dolmadan rapel ya­pılmalıdır. Tetanos (kazıklı humma) tehlikesiyle karşılaşabilecek herkes, hele çocuklar, askerler aşılanmalı­dır. Aşılanmış bir kimse şüpheli bir yara alırsa 1 cm. küp aşının rapel olarak yapılması uygun olur. Bu gi­bi hallerde tetanos serumu yapılma­sına genel olarak lüzum yoktur. Ya­ralı kimse çok kan kaybetmişse, vü­cut çok zayıf düşmüşse aşıyla bir­likte serum da verilebilir.

Tifo Aşısı

Bu aşının bir cm. küpünde 950 milyon tifo, 250 milyon Para A, 250 milyon Para B öldürülmüş basüleri vardır. Büyüklere birer hafta arayla 0,5-1-1,5 sm. küb deri altına şırmga edilir. Âcil durumlarda dayamklı kimselere bir hafta arayla 1-2 sm. küb olmak üzere iki defada yapıla­bilir. Altı yaşına kadar olan çocuk­larda birer hafta arayla, 0,25-0,25-0,25 cm. küp, 6-12 yaş arasındakilere 0,25- 0,50-0,75 cm. küp yapılır.

Tifo aşısının bağışıklık süresi bir yıldır. Temel aşılanma yapıldıktan sonra bir yıl sona ermeden rapel olarak son aşı dozu şırınga edilir, böylece bağışıklık uzatılır.

Tifo aşısı tifoya karşı korunmada bizde geniş ölçüde kullanılmakta, çok değerli sonuçlar alınmaktadır. Hele okul, ordu, işçi topluluklarının aşı­lanması önemle izlenmektedir.

Bir tifo salgım görüldüğü zaman, sağlık teşküâtınm tavsiyesine uya­rak, bütün aile efradı derhal aşılan­malı, bu koruyucu tedbir hiçbir şe­kilde ihmal edilmemelidir.

Tifüs Aşısı

Tifüs (lekeli humma) hastalığını doğuran riketsiya cinsi mikropların, ya öldürülmesiyle, ya da canlı şekil­lerinden hazırlanmış aşılar vardır.

Bizde kullanılan, yu­murta üretilerek hazır­lanmış aşıdır. Aşı birer hafta aralıklarla 0,5-0,5-1 sm. küb olarak üç defa­da yapılır. Bağışıklık son şırıngadan üç hafta son­ra başlar, bir yıl sürer. Ondan sonra 1. cm. küple rapel aşısı yapılır.

Veba Aşısı

Bir santimetre kübde öldürülmüş 2 milyar veba basili vardır. Birer hafta arayla 0,5-1-2 sm. küb olarak şı­rınga edilir. Veba salgınlarda, veba salgını olabileceği düşünülen yaban­cı yerlere giderken yapılır. Bağışık­lık süresi altı aydır.

Verem Aşısı

B.C.G. aşısı da denilen bu aşı sağ­lam insanları veremden korumak için uygulanır: Aşıdan önce tüberkü­lin testi yapılarak o kimsede verem basiline karşı alerji olup olmadığı araştırılır. Tüberkülin denilen mad­de, verem basili (Koch basili)nin tok­sinidir.

Bu iş için değişik iki usul vardır: 1 — Pirquet (pirke) testi, 2 — Man- taux (mantu) testi.

Pirke Testi: Ön kolun içyüzüne bir damla taze tüberkülin konur, te­miz (mikropsuz) bir iğneyle damla­nın üzerinden derinin yalnız üst ta­bakasına bir çizik yapılır. 34 santi­metre uzakta da kontrol için tüber­külin konmamış bir çizik yapılır. 34 gün sonra test yerine bakılır. Burada en az 3 santimetre çapında bir kır­mızılık görülürse test müspettir, ya­ni aşıya lüzum yoktur.

Mantu Testi: Bu testte tüberkü­lin deri içine şırınga edilir. 1-3 gün içinde en az 5 santimetre çapında bir kızartı olursa testi müspettir, aşıya lüzum yoktur.

Verem aşısı tüberkülin testi men­fi çıkanlara yani daha önce verem mikrobu almamış, vereme karşı ba­ğışıklığı olmıyanlara yapılır.

  • Aşı hastalık yapma kabiliyeti kay­bolmuş canlı basillerden hazırlanmış­tır. Bu iş için verem basili özel vasat­larda 230 geçiş yaptıktan sonra elde edilir.

Aşı, genel olarak, sol omuza, deri içine 0,1 sm. küb taze B.C.G. (Cal- mette-Guerin basili) şırınga edile­rek yapılır. Aşı kuruduktan sonra bir gün kadar temiz bir gaz beziyle örtülmelidir. Tutan aşı yerinde 2-3 hafta sonra mor, hafif kabarık bir baş mey­dana gelir. Birkaç hafta sonra kay­bolur.

Verem aşısı ateş yapmaz, genel du­rumda bir bozukluk meydana getir­mez. Aşıdan 3 ay sonra tüberkülin testi gene menfi çıkarsa aşı yenile­nir. Bu testler her yıl tekrar edilerek kontrol yapılır. Tepki menfi olursa yeniden yapılır.

Verem aşısı tüberkülin testi müspet çıkanlara, kızamık, boğmaca gibi has­talıkları yeni geçirmişlere, genel du­rumu zayıf, halsiz, olanlara, egzama gibi deri hastalıkları olanlara ya­pılmaz.

Böylece, okullar, işyerleri gibi pek çok kimsenin bir arada bulundukları yerlerde insanların veremden korun­maları sağlanır.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Sorry, comments for this entry are closed at this time.