1. DÜNYA SAVAŞI BAŞLANGICI NASIL OLMUŞTUR? SAVAŞTAKİ GELİŞMELER NELERDİR?

GENEL 22 Ağustos 2014

1. DÜNYA SAVAŞI

İttihat ve Terakki Cemiyeti, kalkınma yolunda son çare olarak Almanya’ya yanaşmak istemiştir. Bu suretle, ekonomik ve siyasal üstünlüğünü ilerletmek için Doğuyu etkisi altına almak isteyen Al­manya da bu uğurda II. Abdülhamit döneminden beri İngiltere ile yaptığı siyasal savaşı kazanmış ve Osmanlı Devleti üzerinde tam bir egemenlik kur­muştur.

images (5)

Balkan felaketinin, bir ittifak grubuna dahil olun­mamasından kaynaklandığını düşünen Cemiyetin asker yöneticileri bir müttefik arayışı içine girmiş­tir. İttifak ve İtilaf devletleri grubundan, biri ile itti­fak anlaşması yapılması için siyasal girişimlerde bu­lunmuştur. İtilaf devletleri, Trablusgarp ve Balkan yenilgilerine ve kaybedilen topraklara bakarak, Os­manlı silahlı kuvvetlerinin kendilerine yük olacağı­nı düşünmüş ve buna yanaşmamışlardır. Bununla beraber, Osmanlı Devletinin tarafsız kalmasını önermişlerdir. Bu gelişmeler üzerine, Almanya’nın yaptığı ittifak teklifi bir fırsat olarak değerlendiril­miş ve sadece Padişahın, Sadrazamın, Hariciye ve Dahiliye Nazırları ile Meclis-i Mebusan Reisinin bilgisi dahilinde Almanya ile İttifak Anlaşması imzalanmıştır. Bu gelişmeler sırasında, Avusturya Veliahtı Fransuva Ferdinand’ın 25 Haziran 1914’de Bosna-Saray’da katledilmesi, bardağı taşıran son damla olarak, I. Dünya Savaşı’nın başlamasına ne­den olmuştur. 2 Ağustos 1914’de Almanlar ile itti­fak anlaşması yapılmasından 9 gün sonra, Fransız sahillerini bombaladıktan sonra takibe uğrayan iki Alman zırhlısının (Goben/Yavuz, Breslav/Midilli) bu takipten kurtulmak için Çanakkale Boğazı’ndan içeri girmesi Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesine neden olmuştur. Osmanlı Devleti bu gemileri satın aldığını ilan ederek İngiltere ve Fransa’nın baskı­sından geçici olarak kurtulmuş ise de Almanların, ittifak anlaşmasına dayanarak Osmanlı Devleti’ni savaşa girmeye zorlaması ve Osmanlı Devleti’ni “fi­ili bir askeri diktatörlükle” yöneten Enver, Talat ve Cemal Paşaların ikna edilmesi sonucunda, Alman Amiral Şuson komutasında Karadeniz’e açılan Os­manlı donanmasının 29 Ekim 1914’de Odesa ve Si­vastopol’ü bombardıman etmesi ve Rus donanması ile savaşa girmesi, İtilaf Devletlerinin 5 Kasım 1914’de Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmesi sonu­cunu doğurmuştur. Almanya ve Bulgaristan’ın yanında I. Dünya Savaşı’na katılan Osmanlı Devleti, Balkan Savaşların­dan yeni çıkmış olduğu için, bu savaşa çok zor ko­şullar altında katılmıştır. Nitekim Almanya’nın du­rumu kötüye gitmeye başlayınca Osmanlı Orduları da gerilemeye başlamıştır. Sonuçta; İngilizlerin gü­neyde modern ve üstün birlikler ile yaptığı saldırı­lar, ABD’nin Almanya’ya karşı savaşa katılması, Osmanlı Devleti’ni giderek güç durumda bırakmış ve yöneticilerde İtilaf Devletleri ile barış anlaşması yapılması fikri ağırlık kazanmaya başlamıştır. Bu sı­rada V. Mehmet Reşat ölmüş; yerine Mehmet Vah­dettin padişah olmuştur.

images

Vahdettin’in cülusu halkta ümit uyandırmış ve muhalifleri sevindirmiş olması­na rağmen, en büyük stratejik ve siyasal hataların bu padişah döneminde yapılmış olduğu ileri sürül­müştür. Mehmet Vahdettin’in 31 Ağustos 1918’de kılıç kuşanmasından sonra, 8 Ekim 1918’de Talat Paşa Sadrazamlıktan istifa etmiştir. Talat Paşa’nın istifası ile birlikte, İttihat ve Terakki Partisi de iktidardan düşmüştür. Daha sonra 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmış, bu anlaş­ma ile Osmanlı orduları yenilgiyi kabul ederek si­lahları bırakmıştır.

Bu olaydan sonra, İttihatçıların tevkifi ve savaş sorumlusu olarak yargılanmaları düşünülmüş, ancak Mehmet Vahdettin’in İttihatçı­lara muhalif olmasından kaynaklanan bu eğilimi öğrenen ittihatçı liderler gizlice memleketi terk et­mişlerdir ve Osmanlı Devleti’nin son yıllardaki fiili askeri diktatörlük de bu suretle ortadan kalkmıştır.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.