Ağlamak Sandığınız Kadar Zararlı Değil!

SAĞLIK 20 Temmuz 2014

İnsanı öteki canlılardan ayıran, on­ların üstünde tutan ruh belirtilerin­den biri de ağlamaktır. Dış olayla­rın ruhumuza yaptığı derin, ani etkiler üzerine, duyduğumuz acıyı, kor­kuyu, üzüntüyü, hatta sevinci belirt­mek için, ağlarız. Sessiz gözyaşı dök­tüğümüz gibi, hıçkırarak, haykıra­rak, yalvarıcı, acındırıcı, pişmanlık belirtici sesler çıkararak da ağladı­ğımız olur.

images (1)Ağlama oldukça karışık bir meka­nizmanın işidir. Ruh olayları acı, duygu, düşünce, istek gibi çeşitli hal­ler gösterir. Bunların kimisi duyu or­ganlarımız yoluyla çevremizden alınır; kimisi de vücudumuzdan, içimiz­den gelir. Bizi üzen, sevindiren, açın­dıran bir olay ağlamayı doğuran bir dış etken olabilir. Ağrı, sancı, acı ise vücudumuzdan gelen bir uyarıcıdır, bunlar da ağlamanın iç etkenleri olur.

Ağlama sırasında, kısa, derin soluk almalardan sonra, daralmış ses aralığından uzun soluk vermeler olur. Buna ayrıca gözyaşı, çeşitli mimikler de eklenir.

Aynı etkenler, duyumlar her insan­da aynı tepkiyi uyandırmaz. Bundan dolayı bir acı haber, vücuttaki şid­detli sancı karşısında, bir kimse sar­sıla sarsıla ağlarken, bir başkası yal­nız durgunluk, inleme gibi gösteri­lerde bulunur. Kadınlar, çocuklar ge­nel olarak bu konuda daha hassastır­lar. Çeşitli ruhi davranışlarda olduğu gibi ağlamak için de çok defa ufak bir sebep onlara yeter.

Ağlama ruhumuzu sarsan bir olay üzerine, gerginliğin çözülmesi, bu­naltının boşanmasıdır. Böylece, ağ­lama insanda bir yatışma sağlar, si­nirlere rahatlık verir, sinir gerginli­ğinden dogma kötü tepkileri önleme­ye yarar.

Hiç ağlamayanlar da var

Ağlamaya yol açan heyecanlar ço­ğunlukla bilinç (şuur) dışıdır: sonraları bilinç içine de girebilir. İlk önce yürek çarpıntısı başlar, renk solar, idrar ihtiyacı duyulabilir: vücutta acının, olayın etkisini gösteren kasılmalar olur.

Beynimizde heyecan merkezleri talamus denilen çıkıntılardır. Beyin yarımkürelerinin iç yanında bulunan bu yumurta biçimi çıkıntılar her han­gi bir sebepten dolayı incinirse, ya da bu bölge hastalanırsa heyecan ve­rici, üzücü hiçbir olay o kimseye do­kunmaz; böyle bir insan ağlayamaz, olaylar karşısında kaskatı kalır.

Beyin kabuğunun, bu heyecan mer­kezleri üzerinde yatıştırıcı bir öde­vi vardır; böylece, bir muhakeme, irade organı işini görür. Yetişkin er­keklerin kadınlardan, çocuklardan daha az ağlamaları da bundandır; çünkü onlarda beyin kabuğu kuvvet­lidir, heyecan merkezlerini daha sıkı bir kollama altında bulundurur.

Gözyaşı Neden Boşanır

Göz çukurlarının yukarısında, dı­şarıya yakın bir yerde gözyaşı bez­leri vardır. Heyecan, korku, sevinç, üzüntü, acıma gibi etkiler bu bezleri kamçılar, gözyaşı boşanır. Gözyaşı oldukça tuzlu bir sıvıdır. Bazı göz hastalıklarında, hatta diş, bademcik, burun, boğaz iltihaplarında, nevral­jilerde, gebelikte, bazı sinir hastalıklarında da gözler yaşarır, gözya­şı akar. Bunların ağlama İle ilgisi yoksa da gene, o hastalıkların etki­siyle gözyaşı bezlerinin sıkıştırılma­sından ileri gelir.

Normal ağlamalar dışında, bazı ruh hastalıklarında da ağlamalar gö­rülür; bunlar birtakım hastalıkların özel belirtileridir, teşhise yardım ederler. Bu arada, isterinin üçüncü dönemindeki korku, cinsi hoşnutluk, şarkı söyleme, hülyaya dalma gibi hallerin arkasından, bazen, acı duyarcasına hıçkıra hıçkıra ağlama­lar pek olağandır. Nevrastenide ise hiç yoktan, pek basit olaylar karşı­sında ağlama hemen her zaman gö­rülür.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.