Ben nedir benden kanser olur mu?

SAĞLIK 12 Nisan 2016

Derimizin üzerinde görülen koyu esmer, kahverengi, pembe, ya da si­yah beneklerdir. Biraz çıkıntılı, ka­barık olabileceği gibi, deriyle aynı düzeyde de olabilir; bu durumda, da­ha çok, şarap renginde olur.

Benler, genel olarak, doğuştan vardır. Yüzde, boyunda, vücudun da­ha başka yerlerinde görülür; üzerle­rinde bazen kıllar da bulunur.

Ben herkeste olur. Yapılan incele­melere göre, yüzünde değilse de, vü­cudunda ben olmayan kimse yoktur. Ortalama olarak herkeste 5-10 ben bulunduğu kabul edilir.

Benlerin neden olduğunu hekim­lik bilimi henüz kesin olarak açıklayamıyor. Yalnız, biliyoruz ki, benin, birçoklarının sandığı gibi çocuğun annesinin, gebelik sırasında bir şeyden korkması, sahibinden haber­siz bir şey alması ile hiçbir ilgisi yok­tur. Çünkü, çocuk ana karnında bir su kesesi içindedir, anneye yalnız göbeğinden kan damarlarıyla bağlı­dır; annesinin karşılaştığı bir ola­yın, ruhi sebeplerin onun derisinde bir etki yaratması söz konusu ola­maz.

Benden Kanser olur mu?

Ben ağrı, sızı yapmaz. Yalnız, pek nadir de olsa, benlerin sarkum de­nilen, çabuk yayılıp büyüyen, kan­ser gibi kötü urlara döndükleri gö­rülmüştür. Onun için, bir bende yan­ma, irkilme, büyüme baş gösterirse buna büyük önem vermeli, derhal tedavisine girişilmelidir.

Deri üzerinde, geniş, yaygın, ço­ğunlukla şarap kırmızı lekeler de vardır. Bunlara da ben denilirse de daha başka niteliktedir; kılcal damar toplulukları olduğu için, da­mar urlarından sayılır. Bu gibi lekelerin kanaması önemli olabilirse de ura çevrilmesi tehlikesi pek yok gi­bidir. Yalnız, irkitilirse kansere, sarkuma çevrilebileceğini kabul eden bilginler vardır.

Benler, tehlikeli bir hal gösterince fizik tedaviyle, ya da X ışınlarına tutularak tedavi edilebilir.

Benle siğili birbirine karıştırmamalıdır. Siğil, deride, en çok ellerde ortaya çıkan, çoğunlukla renksiz, pürtüklü, küçük urlardır. Bunların oluşları, yayılışları, tedavileri ayrı­dır.

Ben Üzerine Edebiyat

Ben, güzelliğe bir başkalık verdi­ği için, edebiyata geçmiş, üzerine, şiirler yazılmış, türküler yakılmış­tır. Bu arada, özellikle Divan edebi­yatımızda ben önemli bir yer tutar. Eski şairlerimizce yüz güzelliğinin vazgeçilmez özelliklerinden biri de bendi. Bundan dolayı Divan şiirinde benle ilgili binlerce mısraya rastlanabilir. Meselâ Âşık Paşa:

Kangı yüz kim onda bir ben var ola, Bin kişinin gönlü anda zar ola…

Yani “hangi yüzde bir ben varsa, bu bene âşık binlerce kişi onun aşkı ile ağlaşır” demiştir. Daha sonraki şair­ler Türkçe ben yerine Farsça karşı­lığı olan “hal” kelimesini kullanmış­lardır. Bu arada

Nedim’in şöyle bir beyti vardır:

Halı kâfir, zülfü kâfir, kendi kâfir

El’amân,

Serteser iklim-i hüsnün kâf iristan ol­du hep…

Fuzuli de durum anlamına gelen hal ile Farsça ben demek olan halı, bir gazelinin ilk beyitinde, cinas ola­rak kafiyelendirmiştir:

Kıldı zülfüntek perişan halimi halın

senin.

Bir gün ey bî derd sormaz mısın ne­dir halin senin?…

Ben, gene Divan- şiirinde dane-ı ruhsar yani yanaktaki tane şeklinde de çok geçer:

Kapıldı dâne-i ruhsâre gönlüm, Neler çekti neler biçâre gönlüm…

Beyiti bu örneğin içli ve güzel bir tem­silcisidir.

Halk edebiyatında da çok geçen ben, pek çok halk şairinin şiirlerin­de, sevgililerin güzellik belgeleri ola­rak gösterilmiştir. Bu arada yan ya­na birkaç, birçok ben “püskürme ben” diye anılırdı ki bu, Türkçemizin gerçekten güzel, ince bir bulu­şudur. Püskürme benli olmak da pek makbul bir güzellik sayılmıştır.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.