Eski (geçmiş) çağlarda kediler ve dinimizdeki yeri

BİLGİ 30 Temmuz 2014

Eski Çağlarda Kedi

www.hayatpedi.com kediler 4

Kedilerin ilk vatanı olarak Afrika kabul edilmektedir. Nitekim bugün de yabani kedi türlerinin pek çok çe­şitleri bu ülkede hâlâ mevcuttur. Ta­rihçilere göre kedi, ilk defa, çağımız­dan dört bin yıl kadar önce Mısırlılar tarafından evcilleştirilmiş ve insanlar arasına alınmıştır. Kedinin eski Mı­sırlılarda yarı kutsal bir niteliği ve değeri vardır. Mısırlılar; kedilerde bir takım gizli güçler bulunduğuna inanırlardı. Kedinin bu öneminden dolayı olsa gerek ki, Mısırlılar, kedi­leri de insan gibi mumyalamışlardır. Amerika Birleşik Devletleri’nin Teneessie eyaletinin başşehri Nashville müzesinde, sevgili kedisi ile bir­likte yatan, bir Mısırlı mumyası bu­lunmaktadır.

Hıristiyanlık, ilk yüzyıllarda, kedi­yi uğursuz saymış; hatta bazı Hıristiyan ülkelerinde bir zamanlar kedi beslemek yasak bile edilmiştir. Kedi hakkındaki bu boş inanlar zamanla çözülüp dağılmışsa da, bugün bile Türkiye dahil, dünyanın birçok yer­lerinde; hiç beyaz tarafı olmayan kuzguni siyah kediler hâlâ tekin kabul edilmez. Dilimizde de; darılan iki kimse için ‘’Aralarından kara kedi geçmiş’’ sözü kullanılmaktadır.

Hıristiyanlığın kediyi bir zaman­lar kötü gözle görmesine karşılık Müslümanlık, ona karşı, daha müsamahakâr davranmıştır. Hazreti Muhammed’in kediyi çok sevdiği; hatta bir gün namaz vakti geldiği halde, cübbesinin eteğinde uyuyan bir ke­diyi tedirgin etmemek için, kalkmak zorunda da olduğundan; cübbesinin o parçasını kestiğini anlatan bir söy­lenti vardır. Türkler; kediyi çok seven ve çok kedi besleyen uluslar ara­sındadırlar. Kedinin, özellikle eski İs­tanbul hayatında önemli yeri vardı. Kedi; İstanbul folklorunda büyük yeri olan, hele yaşlı ve yalnız kadın­lara can yoldaşlığı yapan bir yara­tık olarak daima sevgi ve itibar gör­müştür. Ahmet Rasim, bu konu ile birçok anılar yazmıştır.

‘’Murat Kedisi’’, ‘’Kedi gibi dört ayak üstüne düşmek’’, ‘’Kedi gibi ye­di canlı’’ sözleri dilimizde yer etmiş deyimlerden birkaçıdır.

Birçok hayvanların, henüz niteliği bilinmeyen hislerle, depremleri vaktinden önce sezdikleri, bilinen gerçeklerdendir. Depremleri sezmek konusunda en hassas hayvanlardan birinin de kedi olduğu anlaşılmıştır. Bazı gözlemci bilginlerin vardıkları sonuçlara göre; depremden biraz ön­ce kedilerin kulakları geriye doğru kıvrılmakta, tüyleri kabarmakta, göz­lerindeki parıltı artarak, vücutlarını belirli bir titreyiş kaplamaktadır. Hatta bazı kedilerin bu sırada acı-acı miyavladıkları da görülmüştür. Ta­nınmış bir Alman bilgini kediler için Deprem Yazar ‘’kediler aletlerin en iyileridir’’ demektedir.

Kedilerin şaşırtıcı özelliklerinden biri de, gözleri bağlanarak, ya da tor­balara konarak, ne kadar uzağa gö­türülürlerse götürülsünler, tekrar eski yerlerine dönüp gelmekteki ma­haretleridir. Bizde ‘’Kedi azdırmak’’ denilen bir deyim vardır. Kedi azdır­mak; istenmeyen veya fazla olan ke­dileri, uzak yerlere götürüp terketmeye denir. Halbuki azdırılan kedi­lerden çoğunun bazen kendisini gö­türenden önce, yuvalarına döndükle­ri çok görülmüştür. Bazı kedilerin; bir şehrin uzak bir semtinden değil, iki ayrı şehirden bile geriye dönüp mekânını bulduğu yolunda kayıtlar vardır.

Kedilerin ilgi çekici yönlerinden biri de alkol düşmanı olmalarıdır. Hemen bütün diğer hayvanların, he­le aç ve susuz bırakılmışlarsa, içine alkol katıştırılmış yiyecek ve içecek­leri kabullenmelerine karşılık, kedi­ler, bu konuda son derece direnme sahibidirler. Hiçbir kedi, çok aç ve­ya çok susuz da olsa, üstüne alkol sürülmüş bir yiyeceğe kesinlikle yanaşmamaktadır.

Kedi-köpek düşmanlığı dilimizde yaygın bir söz halindedir. Halbuki küçüklükten alıştırıldığı takdirde kedi ile köpeğin pek özden ve süreli bir dostluk kurabildikleri hususunda sa­yısız misaller vardır. Kediler; kö­pekten çok, kuşlara ve süs balıkları­na karşı düşman durum takınmak­la tanınmışlardır. Bu yüzden süs ba­lığı ve kanarya meraklısı kimseler, genel olarak, kedileri sevmezler. Hal­buki kedilerin, küçüklükten alıştırıl­mak suretiyle, balıklarla ve kuşlar­la dost olabildikleri yolunda pek çok örnekler vardır.

Evlere dadanan farelerin amansız düşmanı olan kediler, genellikle, yı­lan, çıyan, akrep ve benzeri haşerele­rin de sık-sık hakkından gelirler. ‘’Kedi ile Fare’’ hemen bütün diller­de yeri olan bir sözdür. Ne var ki her kedi her zaman bu sözü doğrulayamamaktadır. Bazen; evlerin içinde fink atan, cirit atan fareler yüzünden mecbur kalarak kedi edinmiş öyle kim­selere rastlanmıştır ki; bütün ümidi­ni bu büyük kurtarıcıya bağlayan ev sahibi; yanından pervasızca geçip gi­den fareye, göz ucu ile bile bakmaya lüzum görmeyen kediyi görünce hır­sından ve şaşkınlığından düşüp ba­yılmıştır. Bu enteresan örneklerden biri Almanya’da geçmiştir

Dresden yakınlarında bir kasabada yaşayan bayan Kathe; evini saran fa­reler yüzünden mecbur kalınca, yaman bir ke­di edinmekten başka çıkar yol bu­lamamış. Kediyi edinmiş de… Gün­lerden bir gün değerli kedisinin ça­nağına, içmesi için, süt doldurmuş. Kedi sütü içerken biraz sonra fare­lerden biri —her halde kokuyu alıp imrenmiş olmalı ki— deliğinden çı­kıp, biraz tereddütle, çanağa yaklaş­mış. Durumu gören Bayan Kathe, he­yecanla, sonucun ne olacağını izle­meye koyulmuş. Ama ne görsün; ke­di, sütten biraz içtikten sonra, kala­nını da fareye ikramı uygun görerek, yavaşça yana çekilmiş. Bu nezaket­ten faydalanmamanın ayıp olacağını düşünen fare, çanağa tırmanıp sütü bir mükemmel içmiş; şişkin karnı ile usul ve erkânla tekrar deliğine dönüp kaybolmuş, ivedisinin, ilgisiz gözlerle, farenin yuvasına dönüşüne seyirci kalan Bayan Kethe; durumu dostlarına şöyle açıklamış:

— Daha sonucu alamadım; kedim ya son derece ahmak; bir farenin ne olduğunun bile farkına varamadı; ya da son derece zeki ve diplomat; her halde fareyi bir süre besleyecek, semizletecek, ondan sonra kendine bir güzel ziyafet çekecek…

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.