HER GÜN ÖKSÜRÜYORUZ AMA BU ÖKSÜRÜK NEYİN BELİRTİSİ? KORKMALI MIYIZ?

SAĞLIK 10 Eylül 2014

Akciğerlerden, solunum yolların­dan yabani cisimleri, salgıları dışarı atmak üzere zorlu bir soluk verme hareketidir. Boğazımıza bir şey ka­çınca, ciğerlerden balgam gibi bir sal­gı gelince, elimizde olmadan, boğaz sinirlerinin tepkesi (refleksi) ile ök­sürürüz. Bu, her gün defalarca yaptı­ğımız bir harekettir; yalnız, çok sık olursa solunum sisteminde bir bo­zukluk olduğunu gösterir. Öksürüğün, çoğunlukla, soğuk al­gınlığından geldiği sanılır. Hastaların çoğu ‘’Üşütmüşüm, göğsüme inmiş’’ gibi yorumlarda bulunurlar. Bir hekim ise, hastanın sürekli öksürme­si karşısında en basitinden en karma­şığına kadar, birçok hastalıkları düşünmek zorundadır; çünkü öksürük çeşitli hastalıklardan ileri gelebilir. Bu arada hele çocuklarda, akciğerler arası orta bölgelerde, bronşlar çevre­sindeki bez şişmeleri (adenopatiler) de hesaba katılmalıdır. Çocuklardaki verem başlangıcının ilk konak yerle­rinin bu bezler olduğu unutulmama­lıdır.

öksürük (1)

Genizden gelen öksürükler geniz bademciklerin, boğazdan gelen öksü­rükler de büyük bademciklerin ilti­haplanmış olacağı ihtimalini düşün­dürebilir.

Hastanın öksürüğüne dikkat eder­sek öksürüğün nereden geldiğim anlayabiliriz. Soluk borusundan gelen sık, inatçı, huzursuzluk verici öksü­rüklerin yanı sıra göğüste yanma da vardır. Bu bölgedeki bir iltihap sü­rekli öksürük yapar, vereme yorulan böyle ardı arası kesilmeyen öksürük­lerin trakeit denen soluk borusu iltihabından ileri geldiği çok görül­müştür. Öksürüğü Azdıran Sebepler

öksürük (3)

Öksürüğün sık gelişinde, sıkıcı du­ruşunda bir kimsenin ruh halinin, si­nirliliğinin de büyük payı vardır. Her hangi bir sebepten dolayı bir ke­re öksüren bir kimse, bunun üzerinde aşırı durur, bir şey çıkarmaya çalışa­rak kendini zorlarsa, bu zorlamanın boğazı irkiltmesi üzerine yeniden ök­sürür, böylece öksürük sürüp gider. Bunun için, ’’öksürüğün en iyi ilacı öksürmemektir’’ diyen bir hekimimi­zin sözü ünlüdür. Gerçekten de bir kere öksürmemeyi başardıktan son­ra öksürüğün eskisi kadar sık, zorlu gelmediği görülür. Öksürüğü kollayabilmek toplu yaşayımda da en çok gözetilecek kurallardan biridir; hele sofrada öksürmek hiç doğru değil­dir.

Çeşitli göğüs hastalıklarından ileri gelen öksürüklerde sabahları daha çok öksürük gelir; çünkü sabaha ka­dar ciğerlerde, solunum yollarında salgılar birikmiştir, vücut bunları at­maya çalışır. Hastanın duruşuna gö­re de öksürüklerde değişiklik gö­rülür.

Sulu zatülcenpte, bronş genişle­melerinde hasta bir yere oturur otur­maz öksürük başlar, salgılar atılır.

öksürük (2)

Öksürükler Çeşitlerine Göre Neler Gösterir?

Öksürükler türlü türlü olmakla birlikte başlıca şu çeşitlere ayrılır:

Kuru Öksürük: Hiçbir salgı gel­mez, hasta kuru kuru öksürür, öksür­dükçe boğazı tırmalanır gibi olur. Pek sıkıcı, inatçı bir öksürüktür. Yu­tak ve boğaz iltihaplarında, bronşit başlangıcında, akciğer vereminde bu çeşit öksürük görülür. Veremde bu öksürük hafif bir soluk alıştan son­ra kısa kısa, kesik kesik gelir.

Yumuşak Öksürük: Çoğunlukla balgamlıdır; bu gibi bir salgı gelme­se büe, öksürük yumuşaktır, göğüs­ten gelir, boğazı tırmalamaz. Bronş­larda, akciğer keseciklerinde salgıla­rın az, ya da çok oluşuna göre Öksü­rük değişik seslerle gelir.

Boğmaca öksürüğü: Kuru, uzun bir öksürüktür. Horoz ötüşünü andı­rır sesli bir iç çekişten sonra üst üste gelir, hasta boğulur gibi olur (Bk. Boğmaca). Göğüs içi bezlerinin şiş­melerinde de aynı şekil öksürük gö­rülür.

Bunların dışında, ses bakımından, çok çeşitli öksürük şekilleri vardır. Bu arada, histeriklerin kısa aralıklı, tok, havlamaya benzer öksürükleri, adi bronşitlerdeki boğuk, kısık öksü­rükler, boğaz tıkanmasında, difteri­de görülen, ulumaya benzer kısık ök­sürükler, kanserlilerin sessiz, örtülü öksürükleri, boğmacada, veremde, boğaz arkası iltihaplarında, kusma­larla birlikte gelen öksürükler bu hastalıkların birer belirtisidir.

Kalp hastalıklarından, dolaşım sis­temi bozukluklarından dolayı da ök­sürük olur; çünkü kalp gücünün azal­ması üzerine akciğerlerdeki dolaşım ağırlaşmaya başlar, bundan dolayı ciğerlerde ödem olur. Göğse kulak dayanınca kar çıtırtısına benzer ses­ler duyulması böyle bir durumu gös­terir. Böbrek hastalıklarının, gene do­laşımdaki bozukluktan dolayı yol aç­tıkları öksürüklerde de buna benzer belirtiler görülür.

Midede, sindirim yollarında, kadın cinsel organlarında da bazı bozukluk­lar da tepke yolu ile öksürük yapar. Çocuklarda barsak kurtları da öksü­rük doğurur. Apandisitten bile öksü­rük olur. Bir türlü durdurulamayan bu öksürükler apandisit ameliyatın­dan sonra birdenbire kesilir.

Öksürüğün Tedavisi

Öksürük tek başına bir hastalık ol­madığına, çeşitli bozuklukların sonu­cu olduğuna göre, tedavisi de ancak neden ileri geldiğini bulmaya bağlı­dır. Bu neden aranırken öksürüğe yol açabilecek çeşitli bozukluklar üze­rinde durulmalı, şüpheli bir nokta bırakılmamalıdır. Öksürüğün kayna­ğı bulunup bunun iyi edilmesine çalı­şırken de, hastayı rahat ettirecek ilâçlar verilir, «öksürük ilâcı» deni­len bu ilâçlar ancak hastanın çektiği sıkıntıyı gidermeye yarar, göğsü, bo­ğazı sağ­lar. Bunun yanı başında Benjoirıten türü ile okaliptüs kaynatılarak yapı­lan buğular, sırta konulan hardal ya­kısı, hardal lapası, göğse pansuman gibi tedbirler de faydalıdır. Öksürü­ğü yatıştırıcı ilâçların çoğunda afyon, kodein gibi uyuşturucu- maddeler ol­duğu için bunları ancak hekimin tav­siyesi üzerine, onun verdiği ölçüde almalıdır. Kodeinsiz, afyonsuz yeni öksürük ilâçları da vardır ki bunlar da başarılı sonuçlar vermektedir.

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.